Sayı 2 - Kıbrıs
DOI: 10.2026/antik.142
KIBRIS
Antik Dergisi Ekibi
.
DOI: 10.2026/antik.918
KIBRIS’IN ‘ARA BÖLGE’ KİMLİĞİ: DOĞU AKDENİZ’DE TİCARET VE KÜLTÜREL DOLAŞIM (6–10. YY)
Umut ÇETİNBAŞ
6. yüzyıldan 10. yüzyılın sonuna uzanan dönemde Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz siyasi coğrafyasındaki özgün ... devamını oku.
6. yüzyıldan 10. yüzyılın sonuna uzanan dönemde Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz siyasi coğrafyasındaki özgün konumunu incelemektedir. Adanın Bizans İmparatorluğu, Emevilerin ardından Abbasilerin hâkimiyetindeki İslam dünyası ve Ermeni ile Süryani Hristiyan toplulukları arasında nasıl bir “ara bölge” işlevi gördüğü arkeolojik, nümizmatik, hagiografik ve diplomatik kaynaklar aracılığıyla ele alınmaktadır. Konstantia, Salamis ve Amathus gibi kentlerin yeniden yapılandırılması; seramik, ipek ve cam üretim merkezleri; çift yönlü para dolaşımı ve Arap-Bizans antlaşmaları (688–965) gibi veriler, Kıbrıs’ın hem askeri tampon hem de ticaret köprüsü olarak taşıdığı kimliği ortaya koymaktadır. Sonuç bölümünde adanın bu dönemdeki deneyimi, “sınır bölgesi” (borderland) teorik çerçevesiyle değerlendirilerek erken Orta Çağ Akdeniz tarihi yazımına katkıları tartışılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Bizans, Emevi-Abbasi, ara bölge, ticaret, Orta Çağ.
DOI: 10.2026/antik.626
GEÇ TUNÇ ÇAĞINDA GÜÇ VE TİCARET: HİTİT-ALASİYA İLİŞKİLERİ
Adem KEMAHLI
Kıbrıs, Akdeniz’in en büyük üçüncü adası olarak coğrafi konumu ve zengin bakır yataklarıyla
antik ... devamını oku.
Kıbrıs, Akdeniz’in en büyük üçüncü adası olarak coğrafi konumu ve zengin bakır yataklarıyla
antik çağlardan itibaren büyük bir odak noktası olmuştur. Asur, Mısır ve Hitit gibi farklı
medeniyetler tarafından çeşitli isimlerle anılan bu ada, Hitit kaynaklarında "Alaşiya" olarak
geçmektedir. Adanın sahip olduğu yoğun ve değerli bakır rezervleri, batı dillerindeki "bakır"
kelimesinin etimolojik kökenini de oluşturmuştur. MÖ 2. binyılda devletlerin artan hammadde
ihtiyaçları, Akdeniz havzasında deniz ticaretini oldukça hareketli bir hale getirmiştir. Kıbrıs
mallarına Uluburun ve Gelidonya batıklarında rastlanması, adanın ne denli stratejik bir ticari
konuma sahip olduğunu açıkça kanıtlamaktadır. Anadolu'da madencilik faaliyetlerinde oldukça
ileri bir seviyeye ulaşan Hititler, hem askeri donanımlarını hem de ekonomilerini güçlü tutmak
için metal kaynaklarına, bilhassa bakıra büyük bir ihtiyaç duymaktaydılar. Hititler, mevcut
bakır yataklarının kaybı üzerine yeni kaynaklar bulmak amacıyla donanmalarını kullanarak
Doğu Akdeniz'in en önemli bakır deposu olan Kıbrıs'ı ele geçirmiş, Ugarit gibi önemli liman
kentlerini kontrol altına almayı hedeflemişlerdir. Bu ticari hareketlilik, hammadde ticaretiyle
zenginleşen tüccarların lüks yaşam tarzları benimsemesiyle dönemin sosyal hayatını da
etkilemiştir. Siyasi ilişkilere bakıldığında, Geç Tunç Çağı'nda başlangıçta Mısır hâkimiyetinde
olan ve diplomatik hediyeleşmelerle yürütülen Kıbrıs-Mısır ilişkileri, Kadeş Savaşı'nın ardından yerini Hitit egemenliğine bırakmıştır. Hitit Kralı Muvatalli ile başlayan bu hâkimiyet
süreci yaklaşık iki yüzyıl boyunca kesintisiz devam etmiştir. IV. Tuthaliya döneminde (MÖ
1240-1215) Alaşiya'ya (Kıbrıs) düzenlenen başarılı sefer sonucunda Alaşiya hükümdarı esir
düşmüş; adanın zengin altın ve bakır kaynakları, vergi ve haraç olarak Hititlerin kontrolüne
geçmiştir. II. Şuppiluliuma döneminde (MÖ 1213-1185) ise Akdeniz'deki hayati tahıl ticaretini
Deniz Halklarının saldırılarından korumak için Alaşiya açıklarında stratejik bir deniz savaşı
gerçekleştirilmiştir. Hitit İmparatorluğu'nun son dönemlerinde ise doğuda büyüyen Asur
tehdidi, batıda Ahhiyawa Krallığı'nın yarattığı huzursuzluklar, başkentteki amansız taht
kavgaları ve yerel yöneticilere tanınan geniş yetkiler, devletin yıkılış sürecine girmesinde
belirleyici bir rol oynamıştır.
Anahtar Kelimeler: Hititler, Alaşiya, Geç Tunç Çağı, Bakır, Deniz Ticareti
DOI: 10.2026/antik.501
KIBRIS’IN MANEVİ SAHABÎSİ: HALA SULTAN
Atalay ACAR
Kıbrıs Adası, İslam dünyası için bünyesinde barındırdığı Hala Sultan Türbesi vesilesiyle eşsiz bir m... devamını oku.
Kıbrıs Adası, İslam dünyası için bünyesinde barındırdığı Hala Sultan Türbesi vesilesiyle eşsiz bir manevi değere sahiptir. Bu makale çalışmasında; Kıbrıs’ın İslamlaşma sürecindeki sembol ismi Hala Sultan’ın (Ümmü Harâm bint. Milhan) hayatı, İslam’ın dünyaya yayılmasındaki tarihsel rolü ve kabrinin süreç içerisindeki mimari-kurumsal dönüşümü incelenmektedir.
Bu doğrultuda çalışmanın ilk bölümünde; onun İslamiyet öncesi yaşamı, İslam’ı kabul etme sürecinde karşılaştığı zorluklar, inancını koruma adına verdiği mücadeleler ve halk anlatıları ile tarihi kaynaklarda seçkin bir sahabî olarak konumlandırılmasının ardındaki temel dinamikler incelenmektedir.
Hala Sultan’ın biyografik çerçevesinin kurulmasının ardından çalışmanın devamında; kabri etrafında şekillenen dinsel anlatıların yanı sıra, Osmanlı’nın Kıbrıs Adası’nı fethiyle birlikte yapının devlet eliyle tamir edilmesi ve bir külliyeye dönüşüm evreleri, ikinci el kaynaklardan aktarılan şer’iyye sicilleri ve seyyah notları ışığında ele alınarak incelenmektedir.
Sonuç olarak bu çalışma; Hala Sultan’ın şahsiyeti üzerinden İslamiyet için bir sembol haline gelen Kıbrıs’ın, dinsel ve jeopolitik aidiyetteki kalıcı yerini mukayeseli bir perspektifle sunmaktadır. Erken dönem İslam fütuhatından itibaren Müslümanlar için stratejik bir değer taşıyan bu coğrafyada, Hala Sultan mirasına tarih boyunca atfedilen manevi değeri ve gösterilen askeri hürmeti ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Hala Sultan, Kıbrıs, İslamiyet, Hala Sultan Türbesi, Sahabî
DOI: 10.2026/antik.134
KIBRISLI ZENON, STOA AHLAKI İLE NİETZSCHE FELSEFESİ ARASINDA AHLAK VE İNSAN İDEALİ
Ümit Yaşar DUYSAK
Bu çalışma, M.Ö. 4-3 yüzyıllar arasında yaşamış olan Kıbrıslı Zenon'un kurduğu Stoa okulunun ahlak f... devamını oku.
Bu çalışma, M.Ö. 4-3 yüzyıllar arasında yaşamış olan Kıbrıslı Zenon'un kurduğu Stoa okulunun ahlak felsefesinde merkezi bir yer tutan doğaya uygun yaşamak ilkesini incelemektedir. Stoacı etik, ahlakı doğal bir yasaya dayandırır ve kişinin doğal nedenselliğe, akla ya da kadere uygun eylemesi halinde erdemli ve mutlu olacağını savunur. Friedrich Nietzsche ise Stoacılığa yönelik eleştirilerde bulunmuş ve onu kaosun karşısında bir dehşete kapılmanın ürünü olarak görmüştür. Zenon’un doğa ve akıl ile ortaya koyduğu insan figürüyle Nietzsche’nin üstinsanı karşılaştırılmış ve ikisi arasındaki farklılıklar incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıslı Zenon, ahlak, Friedrich Nietzsche.
DOI: 10.2026/antik.524
KIBRIS’TA KİLİSEDEN CAMİYE DÖNÜŞEN YAPILAR
Senanur EVİN
Öz
Tarih boyunca çok farklı kültürlere tanıklık etmiş Kıbrıs, zengin bir kültürel mirasa sahiptir. ... devamını oku.
Öz
Tarih boyunca çok farklı kültürlere tanıklık etmiş Kıbrıs, zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Osmanlı Devleti’nin adayı fethinden sonra bazı Hristiyan İbadethaneleri camiye dönüştürülerek kullanılmaya devam edilmiştir. Bu çalışmada, Kıbrıs’ta kiliseden camiye dönüştürülen yapıların önemli örneklerinden olan Selimiye Camii ve Lala Mustafa Paşa Camii örnekleri incelenmiştir. Sırasıyla Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti öncesi sanat ve mimari ortamı ele alınmış olup daha sonrasında Osmanlı Devleti’nin fethi ve sözü edilen yapıların tarihçesi ile mimari özellikleri ve değişim süreçleri değerlendirilmiştir. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Söz konusu yapıların özgün Gotik mimari özelliklerinin çoğunluğunu koruduğu, Osmanlı Devleti’nin fethinden sonra İslamiyete uygun biçimde camiye çevrilerek kullanılmaya devam edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Gotik Mimari, Lala Mustafa Paşa Camii, Selimiye Camii, Osmanlı Mimarisi
DOI: 10.2026/antik.155
KIBRIS MECLİSİ’NDE KADIN SİYASETÇİLER
Yusuf EROĞLU
1931 yılından beri Kıbrıs adasında zulme uğrayan Türk kesimi 19 Şubat 1959 yılında Londra Antlaşması... devamını oku.
1931 yılından beri Kıbrıs adasında zulme uğrayan Türk kesimi 19 Şubat 1959 yılında Londra Antlaşması ile özgürlüklerini kısmen de olsa kazanabilmişlerdi. Londra Antlaşması ile adada yaşayan Rum ve Türk halkı bağımsız ve ortak bir devlet kurdular. Rumların kadın vekillerine rakip olarak Kıbrıslı Türk kadını da dâhil oldu. Kıbrıs adasında ilk kadın siyasetçilerimizden olan Ayla Halit Kazım ve Kadriye Hulusi Hacıbulgur, Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti Meclisi’nde Türk halkının hakkını savunmuş ve bu yolda arkalarından ilerleyecek diğer kadınlara ilham olmuşlardır.
Kadriye ve Ayla Hanımları örnek alan diğer kadın vekillerimiz 1983 senesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisi kurulduktan sonra da kadın siyasetçi ve vekiller görev almışlardır. Bu kadın vekillerden 6 tanesinden makalede bahsedilmiştir. Bunlardan ikisi emekliye ayrılmış olan KKTC’nin ilk Maliye Bakanı Onur Borman ve KKTC’nin ilk ve tek kadın Başbakan Sibel Siber’dir. Diğer 4 kadın vekilimiz ise halen mecliste görev almakta olan KKTC’nin ilk Başbakan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, Meclis İdare Amiri Yasemin Öztürk, Meclis Divan Kâtibi Şifa Çolakoğlu ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar’dır.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Kadın Siyasetçiler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisi.
DOI: 10.2026/antik.427
EOKA’NIN YILDIRMA STRATEJİSİ: ENOSİS İDEALİ ve KANLI NOEL
Ezginur GÖKAL
Bu çalışma, Kıbrıs meselesinin tarihsel kırılma noktalarından biri olan 1963 Kanlı Noel olaylarını v... devamını oku.
Bu çalışma, Kıbrıs meselesinin tarihsel kırılma noktalarından biri olan 1963 Kanlı Noel olaylarını ve bu sürecin en trajik sembolü haline gelen Kumsal Baskını’nı siyasi psikoloji ve askeri strateji ekseninde ele almaktadır. Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca istilalara uğrayan Kıbrıs, 1878 İngiliz yönetimiyle birlikte Türk nüfus aleyhine demografik ve idari bir dönüşüm yaşamıştır. Bu durum, Rum Ortodoks Kilisesi öncülüğünde adayı Yunanistan’a ilhak etmeyi amaçlayan Enosis idealini ve onun paramiliter kanadı EOKA’yı beslemiştir. İki toplumun kurucu ortaklığına dayanan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Enosis için bir basamak olarak gören Rum liderliği, anayasayı fiilen işlemez hale getirmiş ve nihayetinde Türk varlığını adadan tamamen tasfiye etmeyi amaçlayan gizli Akritas Planı’nı yürürlüğe koymuştur. 21 Aralık 1963’te başlayan Kanlı Noel katliamları ve 24 Aralık gecesi Binbaşı Nihat İlhan’ın evine düzenlenen Kumsal Baskını (Banyo Katliamı), karşı tarafı tamamen insani vasıflardan arındıran (dehumanizasyon) ve sivil halkta kitlesel dehşet yaratarak göçü tetiklemeyi amaçlayan sistemli bir yıldırma politikasının kanlı neticesidir. TRT Avaz’ın canlı şahitlerle gerçekleştirdiği röportajlar ve batılı gazetecilerin tanıklıkları üzerinden incelenen bu vahşet, Türk toplumunun direnç iradesini kırmayı hedeflemiş; ancak tersine bir reaksiyonla Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) etrafında kenetlenmeyi artırarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na giden askeri ve siyasi kararlılığın tarihsel temelini oluşturmuştur. Katliamın yaşandığı yer günümüzde "Barbarlık Müzesi" olarak toplumsal hafızayı ve direnişi simgelemektedir.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Meselesi, Enosis, EOKA, Akritas Planı, Kanlı Noel, Kumsal Baskını, Siyasi Psikoloji, Barbarlık Müzesi.
DOI: 10.2026/antik.691
İNGİLİZ DİPLOMATİK BELGELERİNDE 1974 KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI: DOĞU AKDENİZ GÜVENLİĞİ EKSENİNDE STRATEJİK BİR ANALİZ
Dr. Büşra ÜZEHAN
Bu çalışma, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıl dönümü vesilesiyle, adada 1960 Garanti Antlaşması uya... devamını oku.
Bu çalışma, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıl dönümü vesilesiyle, adada 1960 Garanti Antlaşması uyarınca yasal “Garantör Devlet” statüsüne sahip olan Birleşik Krallık’ın (İngiltere) kriz esnasındaki dış politika kararlarını ve askeri stratejilerini yapısal bir analizle ortaya koymaktadır. Araştırma, Uluslararası İlişkiler disiplininin en temel teorilerinden biri olan realizm (gerçekçilik) paradigmasının devlet çıkarları, anarşik sistem ve güç dengesi varsayımları üzerine inşa edilmiştir. Çalışmanın birincil veri setini, Londra’daki İngiliz Ulusal Arşivleri (The National Archives- TNA) bünyesinde bulunan ve gizliliği kaldırılmış olan Dışişleri (FCO), Başbakanlık Kabinesi (CAB), Özel Kalem (PREM) ve Savunma Bakanlığı (DEFE) resmi devlet yazışmaları oluşturmaktadır. Elde edilen birinci el arşiv verileri, belgesel kaynak analizi ve söylem çözümlemesi yöntemleriyle ayrıntılı olarak çözümlenmiştir. İncelemeler sonucunda, İngiltere’nin kriz anında hukuki yükümlülüklerini yerine getirmekten rasyonel bir askeri eylemsizlik politikasıyla kaçındığı tespit edilmiştir. Londra yönetimi, Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünü savunmak yerine, adadaki Akrotiri ve Dikelya Egemen Üs Bölgelerinin (SBA) hukuksal statüsünü korumayı, NATO’nun güneydoğu kanadında Türkiye ile doğrudan bir askeri çatışmaya girme riskini önlemeyi ve küresel güç dengesinde ABD ile geliştirdiği stratejik ortaklığı sürdürmeyi temel ulusal çıkar odakları olarak konumlandırmıştır. Birleşik Krallık'ın kriz dönemindeki bu hamleleri, anarşik sistemde devletlerin güvenlik ve beka arayışlarının, yazılı antlaşmalara göre her zaman öncelikli olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, ulusal çıkara dayalı rasyonel dış politika yapımının en somut tarihsel örneklerinden birini sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Barış Harekâtı, Doğu Akdeniz Güvenliği, İngiliz Diplomatik Belgeleri, Realizm, Egemen Üs Bölgeleri.
DOI: 10.2026/antik.342
TÜRK DİPLOMATLARININ HATIRATLARINDA KIBRIS MESELESİ
Emirhan KURTBOĞAN
Kıbrıs meselesi, Türkiye Cumhuriyeti dış politikasının en uzun soluklu ve en karmaşık sorunlarından ... devamını oku.
Kıbrıs meselesi, Türkiye Cumhuriyeti dış politikasının en uzun soluklu ve en karmaşık sorunlarından biri olarak, diplomatik süreçler üzerinden iyi değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir konudur. Bu çalışma, Türk diplomatlarının hatıratlarını karşılaştırmalı biçimde inceleyerek Türkiye'nin Kıbrıs politikasının diplomatların anlatılarında nasıl temsil edildiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel hareket noktası, diplomat hatıratlarının yalnızca kişisel anılar olması dışında Türk dış politikasının kurumsal hafızasını yansıtan birincil kaynaklar olduğudur.
İncelenen hatıratlar, Kıbrıs'ın diplomatların meslek yaşamında en fazla yer verdikleri dış politika konusu olduğunu göstermektedir. Diplomatlar, Kıbrıs'ı Türkiye'nin temel dış politika meselelerinden biri ve millî bir dava olarak değerlendirmektedir. Özellikle 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nı meslek hayatlarının en önemli dönüm noktalarından biri olarak görmektedir. Hatıratlar, Türkiye'nin Batılı müttefikleriyle yaşadığı görüş ayrılıklarını, Johnson Mektubu'nun yarattığı kırılmayı, Birleşmiş Milletler ve NATO platformlarında yürütülen diplomatik mücadeleyi ve büyük güçlerin Kıbrıs'a yönelik stratejik yaklaşımlarını diplomatik tanıklıklar üzerinden aktarmaktadır.
Diplomatların anlatılarında Kıbrıs krizinin gelişimi, ENOSİS hedefi, Zürih ve Londra Antlaşmaları, Kanlı Noel olayları, Johnson Mektubu ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ekseninde ele alınmaktadır. Hatıratlar, resmî belgelerde ayrıntılı biçimde yer almayan müzakere süreçlerini, karar alma mekanizmalarını ve diplomatik girişimleri görünür hâle getirirken, aynı zamanda askerî başarının diplomatik başarıyla desteklenemediği yönündeki ortak eleştirileri de ortaya koymaktadır. Farklı diplomatların olaylara ilişkin değerlendirmeleri zaman zaman değişiklik gösterse de Türkiye'nin Kıbrıs politikasının temel ilkeleri ve Türk Hariciyesinin kurumsal refleksleri konusunda belirgin bir ortaklık dikkat çekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Meselesi, Türk Dış Politikası, Diplomat Hatıratları, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Kurumsal Hafıza, Türk Hariciyesi.
DOI: 10.2026/antik.781
KIBRIS DAVASINI GÖRMEZDEN GELMEK
Ayşenur ATAK
.
DOI: 10.2026/antik.547
1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATINDA MİLLİYET GAZETESİ
Anıl CABI
Bu çalışma, Kıbrıs modern tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan 1974 Kıbrıs Barış Harekâ... devamını oku.
Bu çalışma, Kıbrıs modern tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan 1974 Kıbrıs Barış Harekâtının Türk basınındaki söylemsel yansımalarını, dönemin ana akım Türk basınının amiral gemisi kabul edilen Milliyet Gazetesi’nin birinci sayfa manşetleri, haber dili ve görsel söylemi üzerinden incelemektedir. Çalışma kapsamında; 15 Temmuz Yunan askeri darbesinden başlayarak, birinci çıkarma, Cenevre Konferansı’ndaki diplomatik müzakereler ve ikinci harekât süreci (15 Temmuz – 18 Ağustos 1974) kronolojik olarak mercek altına alınmıştır. İç siyasette ideolojik kutuplaşmaların ve hükümet krizlerinin yaşandığı bir dönemde, dış politika krizinin kamuoyunda bir “Milli Mutabakat” zemininde nasıl inşa edildiği ve konsolide edildiği söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Niteliksel bir metodoloji izleyen bu araştırmada, Milliyet Gazetesi’nin kriz anlarında hamasi bir dilden ziyade diplomatik gerçeklik, uluslararası hukuk ve hukuki meşruiyet dengesini nasıl kurduğu, yürütülen toplumsal bağış kampanyalarıyla cephe gerisindeki motivasyonu nasıl somutlaştırdığı, sahadaki askeri sembolleri nasıl eklemlediği birincil arşiv belgeleri üzerinden ortaya konmuştur. Çalışma, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sürecinde Milliyet gazetesinin söylem stratejilerini sistematik biçimde ortaya koyarak Türk basın tarihi ve siyasal iletişim literatürüne katkı sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Barış Harekâtı, Basın Tarihi, Siyasi Propaganda, Söylem Analizi, Türk Basını (1974).
DOI: 10.2026/antik.733
KIZIL ELMA
Ayşenur ATAK
.
DOI: 10.2026/antik.573
1974 SONRASI DEMOGRAFİK DEĞİŞİM VE GÖÇ HİKAYELERİ
Yahya Furkan AKSOY
Bu çalışma Kıbrıs’ın Osmanlı döneminden başlayıp, İngiliz egemenliği altına girmesine kadar olan sür... devamını oku.
Bu çalışma Kıbrıs’ın Osmanlı döneminden başlayıp, İngiliz egemenliği altına girmesine kadar olan süreçte yaşanan göçleri bilhassa 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında yaşanan demografik değişimleri incelemektedir. Adada yaşayan Rumların özellikle EOKA adlı terör örgütünün Kıbrıslı Türklere uygulamış oldukları işkence ve yağma hareketleri neticesinde Türkler çok zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır. Kıbrıs Barış Harekatı’nın akabinde imzalanan 1975 Nüfus Mübadelesi Antlaşması neticesinde güneyde esir yaşayan Türkler, kuzey sınırlarına geçerek özgürlüklerine kavuşmuşlardır. Kuzey bölgesini bir devlet haline getirebilmek için iş gücünü arttırmak gibi çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmaları desteklemek adına Anadolu topraklarından Kıbrıs’a Türk göçleri, Türk hükümeti tarafından teşvik edilmiştir. Bu göçler Kıbrıs Adası’nda toplumsal açıdan olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Bunun yanı sıra 2000’lerde Kıbrıs’taki Türkleri ve Rumları birleştirmek adına ortaya atılan Annan Planı da Rumların onay vermemesi ile sonuçsuz kalmıştır.
Anahtar Kelimeler: Demografik Değişim, İskan Politikaları, Kıbrıs, Nüfus Mübadeleleri, Zorunlu Göç